- Bırak beni ölmek istiyorum...
- Saçmalama!.. Önünde upuzun bi hayat var!
- Abi g.tüm mötüm açıldı hep, bırak düşiim ya...
- Birden asılınca kazak komple geldi valla ya kusura bakma. Ehehe... Bırakıyorum...
Koç Mizah
Mizah, Karikatür, Fıkra, Yeşilçam Filmleri, Yurdum İnsanı
27 Aralık 2011 Salı
23 Aralık 2011 Cuma
Kadınlar ve Çelişkiler
* Kadınlar ağlar. Ancak tek başına bir köşeye çekilip de -yalnız- ağlamaz. Kadınlar, sadece sevdiği erkek duyabilecekse ağlar. :p
* Bütün kadınlar kesin bir cevabı olmayan konularda soru sormakta müthiş ustadır. Maksat, siz kendinizi sürekli suçlu hissedin. :P
* Kadınlar asla sır saklayamaz. Daha doğrusu, kadınlar için bir sırrı en yakın üç arkadaşına söylemek sırrı açık etmek anlamına gelmez. Bu mantıkla hepsi en yakın arkadaşlarına söylediklerinden sonunda sırrı bilmeyen kalmaz. :D
* Kadınlar telefona cevap vermeyi sevmez, uzun uzun çalsa dahi rahatsız olmadan açmayabilirler. Lakin telefonda dünyanın en uzun konuşmalarını yapanlar da yine kadınlardır.
* Kadın yatağa yatmadan "evvel" saçını tarayan tek yaratıktır.
* Kestirme yola sapıldığında her kadına bir "kaybolacağız" korkusu gelir.
* Kırmızı ışık, kadınlar için, "makyaj molası" işaretidir.
* İstisnasız her kadın vermesi gereken bir-iki kilo olduğunu düşünür.
* Kadınlar durup dururken eve bir buket çiçekle gelen kocadan şüphelenir.
* Kadınlar tuvaletin kapağını küçük bir hareketle indirmek yerine tuvaletten salona kadar yürür, kocasına söylenir ve tuvalete geri döner.
* Erkek konuşurken kadın lafın ortasından konuşmaya dalar ve devam eder. Aynı şeyi erkek yapacak olsa kıyamet kopar.
* Karısının göz ucuyla bir başka adama baktığını yakalayabilmiş erkek yoktur. Oysa kadınlar erkeklerini başka kadına baktığı an -saniyesinde- yakalarlar.
*Kadınların erkeklerden daha çok para kazandığı tek meslek vardır: Top modellik.
* Kadının dondurmayı nasıl yediğine bakarak karakter testi yapabilirsiniz.:D
* Evde saatlerce kendi giyimiyle ilgilenen kadın, sokağa çıktığında saatlerce başka kadınların elbiseleriyle ilgilenir.
* "Yok bir şey"in anlamı kadınlarda, erkeklerinkinden, tamamen farklıdır.
* Kadınlar her konuda erkeklerle eşit olmak isterler. Üç istisna: Erkek tuvaletlerine girmek, çöpü indirmek ve hesabı ödemek.
* Kadınlar asla haksız değildir... En haksız olduğu konuda bile "Kendime göre nedenlerim var" der.
* Tabiatta kadınlara karşı son sözü söyleyebilecek tek bir doğal yapı vardır: Yankı!
* Kadınlar kendilerine neler verildiğine değil, onlar için nelerden vazgeçildiğine bakar.
* Zengin adam, karısının harcadığından daha çok kazanabilen erkek demektir.
* Kadınlar "Erkeklerle eşitiz" iddiasını sürekli tekrarlamaktan vazgeçtikleri anda, erkekler kadınları kendilerinden üstün gördüklerini söyleyebilme fırsatını yakalayacak. :S ( O biraz zor )
* Kritiklere başlayan kadın, kritik bir yaşa gelmiş demektir.
* Evlilikler aynen kazalar gibidir, iki şahit ister.:D
* Kadın elinizi tuttuğu anda, bilin ki, eninde sonunda tepenize çıkacaktır...
Çanlar kimin için çalıyor ?
Çok eski yıllarda krallıkla idare edilen bir ülke varmış. Ama; bu ülkede , hukuk ve hakimler de varmış.
Törelere göre, bir vatandaş öldüğünde, şehir merkezindeki dev çan bir defa çalınırmış. Uzun uzun da yankılanırmış. Eşraftan birisi ölürse çan iki defa, büyük bir devlet adamı ölürse üç defa çalınırmış.
Ya kral ?..
O öldüğünde, çan dört defa çalınırmış.
Gel zaman git zaman…
şehirde bir olay olur, iş mahkemeye intikal eder...
Davanın sanığı olarak mahkeme huzuruna çıkarılan kişinin masumiyetini ise bütün vatandaşlar bilmektedir. Bir formalite olarak görülmesi ve beraat beklenen, davadan sürpriz bir karar çıkar. Sanık para cezasına mahkûm olmuştur.
Hakim sorar :
" -Bir diyeceğin var mı ?.. ..."
Sanığın cevabı
" - Hayır !.. ..."
Mahkeme biter. Dinleyiciler dağılır. Kafalarda bir kaygı!.. Kısa bir süre sonra dev çanın sesi duyulur..
Acaba kim öldü ?..
Çan bir defa daha çalar. Acaba eşraftan kim öldü ?..
Şehir çan sesi ile bir defa daha inler. Hımmmmm… Büyük bir devlet adamı, acaba kim ?.. Soruya cevap alınmadan çan bir defa daha çalar, yeri, göğü inletir.
Herkeste bir feryat: Eyvah!.. Kralımız öldü!..
Ancak, törede görülüp işitilmemiş bir şekilde çan, beşinci defa da çalınır, yer gök inler ve sesler kesilir.
Herkes bunun ne anlama geldiğini öğrenmek için. Çan görevlisine koşar, bir de bakarlar ki çanı, haksız yere mahkûm edilen adam çalmaktadır.
Sorarlar :
" -Ne demek beş defa çan çalmak ?.. Kraldan daha büyük birisi mi öldü ?....."
Cevap şaşırtıcı olduğu kadar anlamlıdır da :
" -Evet! Adalet öldü! ..."
Adaletsizliği önleyecek gücümüzün olmadığı zamanlar olabilir ama; adaletsizliğe itiraz etmeyi beceremeyeceğimiz bir zaman asla olmamalıdır!..
Elie Wiesel
2011 Yılında Yaşamak
1. Şifrenizi yanlışlıkla mikro dalga fırınınıza girmeye çalışıyorsanız...
2. Gerçek iskambil kâğıtlarıyla yıllardır fal bakmadığınızı fark ettiyseniz...
3. 3 kişilik ailenize ait 15 adet telefon numaranız varsa...
4. Yan masada çalışan arkadaşınıza e-mail gönderiyorsanız...
5. Arkadaşlarını ve yakınlarını arayamama sebebin e-mail adreslerinin olmamasıysa...
6. Alışverişten dönerken evinizde aldıklarınıza taşımaya yardım edecek birinin olup olmadığını anlamak için cep telefonunuzu kullanıyorsanız...
7. Televizyondaki her reklâm, ekranın altında bir web adresi içeriyorsa...
8. Hayatınızın ilk 20, 30 belki de 60 yılında sahip olmamanıza karşın, bugün evinizden cep telefonunuzu almadan çıkmak sizde paniğe yol açıyor ve almak için geri döndürüyorsa...
10. Sabah uyandığınızda kahvaltıdan önce online oluyorsanız...
11. Gülümserken başınızı yana yatırıyorsanız :) ...
12. Bu yazıyı okuyorsanız, başınızı sallıyor ve gülümsüyorsanız...
13. Daha da kötüsü, bu maili kimlere forward edeceğinizi şimdiden biliyorsanız...
14. Listede 9. maddenin olmadığını fark edemeyecek kadar meşgulseniz...
15. Yukarı çıkıp listede 9. madenin olup olmadığını kontrol ettiyseniz...
ve şu an kendi kendinize gülüyorsanız 2011 Yılında yaşıyorsunuz demektir...
zaman:
Cuma, Aralık 23, 2011
0
Yorum
Etiketler:
2011,
Fıkra,
Hikaye,
Komik Yazı,
sene,
yaşam,
yeni,
yıl
20 Aralık 2011 Salı
5 Aralık 2011 Pazartesi
Kadınlara Mektup
- Sevgili kadınlar,
Tek tek konuşmaya cesaret edemediğimizden topluca bu mektubu yazmaya karar verdik. Siz bize hayalinizdeki gelinliği anlatırken biz sizi dinlemiyoruz... Dinler gibi yapıyoruz ama yok valla... Bölük pörçük şeyler duyoruz tabi, çiçeklerden taç mı ne olacakmış. Beli böyle oturacakmış da sonra şööyle aşağı inecekmiş filan. Bi de straples diye bi şey varmış, eminiz o da iyi bi şeydir. Ama açıkçası bizim için bütün gelinlikler beyaz, bütün gelinler aşırı makyajlı...
Maalesef durum budur.
Sevgilerimizle...
- İmza atacak mıyız?. İmza atmayalım.
Tek tek konuşmaya cesaret edemediğimizden topluca bu mektubu yazmaya karar verdik. Siz bize hayalinizdeki gelinliği anlatırken biz sizi dinlemiyoruz... Dinler gibi yapıyoruz ama yok valla... Bölük pörçük şeyler duyoruz tabi, çiçeklerden taç mı ne olacakmış. Beli böyle oturacakmış da sonra şööyle aşağı inecekmiş filan. Bi de straples diye bi şey varmış, eminiz o da iyi bi şeydir. Ama açıkçası bizim için bütün gelinlikler beyaz, bütün gelinler aşırı makyajlı...
Maalesef durum budur.
Sevgilerimizle...
- İmza atacak mıyız?. İmza atmayalım.
Seni Sadece Arkadaş Olarak Görüyorum
Gülüyorsun
- Dandini dandinii dasdana, danalar girmiş bostanaa.
- Lütfen. Hiç keyfim yok..
- Kov bostancı danayııı!...
- Gülüyosuun...
- Lütfen. Hiç keyfim yok..
- Kov bostancı danayııı!...
- Gülüyosuun...
zaman:
Pazartesi, Aralık 05, 2011
0
Yorum
Etiketler:
bostan,
dana,
inek,
karikatür,
keyif,
mutsuz,
Selçuk Erdem,
çoban
Doğa Gezisi
Şimdiki çocuklar için gerçekten çok üzülüyorum. Hayvanları sadece hayvanat bahçesinde görebiliyolar. Eskiden böyle miydi Halbuki? Mesela biz timsahlar bütün gün çocuklarla el ele kol kola şarkılar söyleyerek kırlarda koşardık. Yeminlen!.. Şimdi DOĞA GEZİSİ programımızla bu geleneği canlandırıyorus. Hemen getirin o çocukları ÇABUK!...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














